Free Web Hosting Provider
-
Web Hosting
-
E-commerce
-
High Speed Internet
-
Free Web Page
Search the Web
Welcome!
Close
Would you like to make this site your homepage? It's fast and easy...
Yes, Please make this my home page!
No Thanks
Don't show this to me again.
Close
'Oğlum benim spermimi al' diyen var
Tüp bebeğe talep artıyor. Boşanmayı göze alıp tüp bebeğe yanaşmayanlar, oğlunun yerine sperm vermek isteyen babalar... Nursel
TOZKOPARAN, Aret Kamar ile konuştu.02 Nisan 2009 10:45
Nursel TOZKOPARAN'ın röportajı
Bu da nereden çıktı demeyin. Aynı zamanda yedi yıldır Kanal 7’de kadın kuşak programlarının yapımcılığını yönetmenliğini
yapıyorum. Sabah kuşaklarının en fazla rating alan konusudur tüp bebek. Adeta telefonlar kilitlenir. Ekrana pek yansımaz ama
ağlayanların, yalvaranların haddi hesabı olmaz.
Kimi zaman rejide hepimiz duygulanırız telefonda duyduklarımıza. Bir trajedidir çocuk sahibi olamayan ailelerin hikayeleri.
Telefonlara alo dediğiniz anda tanımadığımız yüzlerini görmediğiniz sadece sesini duyduğunuz insanların başka hayatların
hikayelerine tanık olursunuz. Bir taraftan ratinglerle yarışırken konu evlat sahibi olamayan insanlar olduğunda çoğu kez
ekran savaşını unutur bu insanların sorularına aldıkları cevaplar ve mutlulukları bizimde mutluluğumuz olur.
Aret Kamar’la yaptığımız programlar sonucunda tanıştık ve bu tanışıklık dostluğa götürdü. Geçen haftalarda sohbet ederken
Aret Bey pat diye bir şey söyledi “aslında kılık kıyafetler de çocuk sahibi olmayı engelliyor” deyince “neden bütün bunları
konuşmuyoruz” dedim.
Kadın doğum doktoru olan Op. Dr. Aret Kamar aynı zamanda İstanbul Tüp Bebek Merkezi'nin sahibi. Ben aklıma gelenleri sordum.
Aret Bey de cevap vermekle kalmadı çok ilginç açıklamalarda bulundu.
BOŞANIYOR AMA TÜPBEBEĞE YANAŞMIYORLARDI
- Tüp bebek merkezlerinin sayısı gün geçtikçe artıyor, sizce bunun nedeni nedir?
- Çocuğu olmayan çiftlerin sayısı her geçen gün daha da artıyor. En önemli sebep bu… İstatistik olarak da evlenen altı
çiftten birisinin çocuğu olmayacağını ve çocuk tedavisine başvuracağını biliyoruz. Bu çiftlerin bir kısmı basit tedaviyle
hamile kalsa da bir kısmında tüp bebek tedavisini gerektirecek; sperm sayısının düşük olması veya rahim filminde her iki
tüpün tıkalı olması gibi sebepler olabiliyor.
- Pardon, tüp bebek tedavisine olan güvensizlik?
- Evet. Eskiden tüp bebek tabuydu. Korkuyorlardı ve güvenmiyorlardı. Yumurtalar karışır. Spermler karışır korkusu vardı.
Dolayısıyla tüp bebek merkezlerine güvenilmiyordu. Tüp bebekten başka tedavisinin olmayacağını bildiği halde yıllarca
bekleyen çiftlere şahit oldum. Evliliklerini bitiriyorlar ancak tüp bebek tedavisine yanaşmıyorlardı. Hatta kadınlar
üzerlerine kuma gelmesine rıza gösteriyor ama tüp bebeğe yanaşmıyor mesela. Artık insanlar tüp bebek tedavisinin ne olduğunu
biliyor ve halk tarafından algılanmaya başlandı ve güven oluştu. Tabu olmaktan çıktı yani…
"YA YUMURTALAR KARIŞIRSA" KORKUSU
- Peki karışma olasılığı nedir, insanlar şüphelenmekte haklılar mı?
- Spermlerin, yumurtaların karışması için ciddi ciddi kasıt olması lazım. Bir kere denetim değil neredeyse yüz kere denetim
yapılıyor. Sağlık bakanlığının yönetmelikleri var. Ufacık bir şüphe olsa ceza gelmez direk kapanırsınız ve bir daha
açamazsınız. Bu kadar ciddi yani.. Bütün merkezler bu konuda inanılmaz hassas ve tedbirli davranıyorlar.
- Peki bu güne kadar oldu mu böyle bir şey? Kapatılan bir merkez var mı?
- Bildiğim kadarıyla hiçbir tüp bebek merkezinde bu güne kadar sperm ve yumurta karışımıyla ilgili bir sıkıntı olmadı.
Münferit olaylarda olabiliyor. Ama bunlar muayene tedavilerinde muayene hekimlerinin yaptığı şeyler. Mesela spermi olmayan
bir adamın eşini tedavi yaptıktan sonra başka bir sperm alarak aşılama tarzında tüp bebek değil de aşılama tarzında bir işlem
yapması. Ancak tüp bebek merkezleri kurumsal çalışan yerlerdir. Diyelim ki bir doktor böyle bir şeye kalkıştı hemşiresini,
sperm odasındaki personelini, embriyologunu ikna etmesi lazım. Tek başına münferit yapılan bir işlem olmadığından mümkün
değil. Yani bir merkezde kötü niyetli bir doktor olsa dahi tüp bebek merkezleri kurumsal yerler ve dolayısıyla imkansız bir
durum.
- Bebek tedavisinde muayenelerde art niyet oluşabilir. Bu tür tedavileri bebek merkezlerinde daha kurumsal yerlerde yapılmalı
diyorsunuz…
- Hayır. Muayeneler güvensiz diye bir şey çıkarmamak lazım. Ama muayenelerde biraz daha bir hekimin o anki inisiyatifine, iyi
niyetine kalıyor. Tüp bebek merkezleri daha organize bu iş için. Eğer sperm varsa yumurta varsa bebek olacak şekilde organize
edilmiş kuruluşlar olduğu için dışarıdan bir sperm veya bir yumurta almanın hiçbir faydası da olmayacaktır aksine zararı
olacaktır. Onun için de böyle bir riske hiçbir merkez girmez. Gönülleri rahat olsun güvensinler diyorum.
STRES; ÇOCUK SAHİBİ OLMAKTA EN BÜYÜK ENGEL
- Tekrar başa dönelim, bebek başvurusu yapan çiftlerin sayısının gün geçtikçe artmasını neye bağlıyorsunuz?
- Bunun temelinde birçok neden var. Gün geçtikçe erkeklerin sperm sayısı kadınların da yumurtalık rezervleri azalıyor.
- Sebep…
- Yediğimiz içtiğimiz her şeyin içerisine katkı ve koruyucu maddelerin girmiş olmasından. Ve şehirlerde yaşayanlar için stres
önemli bir sebep. Stres deyip geçmemek lazım, insanın bütün hayatını, vücudundaki organlarının, sistemlerinin çalışmasını
etkileyen bir faktör. Kadınlarda kariyer yapma hırsı ve geç evlenmeleri. Evlendikleri zaman “hemen çocuğum olmasın, çocuğum
olursa işten atılırım, terfim durdurulur, izin almak zorunda kalırım” düşüncesinin kadında yarattığı psikolojik durum. Cep
telefonlarının bu kadar hayatımıza girmiş olması. Devlette böyle ödeme kapsamlı ve bunu bir hastalık kapsamına aldığı sürece
daha da artacaktır tüp bebek merkezleri.
- Cep telefonları bebek sahibi olmayı olumsuz etkiliyor mu?
- Böyle direk bir bağlantı bulunmuş değildir. Bence cep telefonları onun manyetik etkisinden veya titreşimden filan değil de
insanı biraz daha stresli bir hayata soktuğu için etkiliyor olabilir. Bence etkili olabilir.
SİGARA TÜKETİMİ KADINI AYRI ERKEĞİ AYRI ETKİLİYOR
- Sigara tüketiminin nasıl bir etkisi var?
- Sigara kadını ayrı erkeği ayrı etkiliyor. Kadında rahmin kanlanmasına ve rahmin bebeği tutabilme gücünü azaltıyor. Erkekte
ise sperm sayısı kadar hareketliliği de önemlidir sigara sperm hareketliliğini azaltıyor. Dolayısıyla yeterli sayı olsa dahi
hareketlilik olmadığında çocuk olmuyor maalesef. Sigara içen kadın ve erkeğin bebeklerinin olma ihtimali çok zayıf. Bir
kadın ancak sigarayı bıraktıktan sonra normal kadınların gebe kalma şansını yakalayabiliyor.
- Peki sigarayı bıraktıktan ne kadar sonra tüp bebek tedavisine başlayabilir?
- En erken iki ay sonra. Bu hafta sigarayı bırakırım haftaya da tedaviye başlarım yok yani. Sigarasız bir hayata
geçeceksiniz ve vücudunuzdaki nikotinden temizleneceksiniz. Erkekler için de aynı şartlar geçerli. Bir sperm yaklaşık 80
günde oluşuyor. Dolayısıyla “Ben bugün bıraktım yarın spermim iyi çıkar mı?” diye bir şey söz konusu olamaz.
- Alkolün etkisi nedir?
- Yumurta da sperm de bizim vücudumuzun bir parçasıdır. Hücrelerimizdir. Vücut olarak ne kadar sağlıklı olursak, sadece
sigara değil, uyku düzeni, çalışma, beslenme, kilo durumu vs. Hepsini katmak lazım. Ne kadar sağlıklı olursak hücrelerimiz de
o kadar sağlıklı olur. Dolayısı ile o hücrelerin gebelik oluşturabilme potansiyeli, gücü o kadar fazla olur.
TEDAVİYE NE ZAMAN BAŞLAMALI?
- Bir insanın kısır olduğunun teşhisini nasıl koyuyorsunuz?
- Kısırlık, hangi anlamda bakıldığına bağlı… Biz “İnfertilite” diyoruz. Yani hamile kalma ihtimali var ancak bu gücü azalmış
demektir. Kısırlık ise hiç hamile kalabilme gücüne sahip olamayan demektir. Yani, tedavi olsa bile çocuğu olmayanlardır.
Erkek, spermi hiç yoksa kısırdır. Ya da kadın, menopozda ise artık kısırdır.
- Çiftler ne zaman tedaviye başvurmalı? Bunun belli bir zamanı var mı?
- Var tabii. Kadın düzenli adet görüyorsa erkekte fiziksel bir rahatsızlık yoksa ve evliliklerinin üzerinden bir yıl geçtiği
halde gebelik yoksa hemen başvurabilirler. Kadın düzensiz adet görüyorsa, düzenli yumurtlaması olmuyor demektir. Dolayısıyla
beklemeden hemen başvurmalılar. Yada bildikleri bir sorunları varsa hiç vakit kaybetmeden bir doktora görünmeliler.
- Tedaviye başvurma da yaşın önemi var mıdır?
- Erkekler için yaş önemli değil. Ama kadınlar belli bir yaştan sonra yumurtalık rezervi, yumurta sayısı, kalitesi azalmaya
başladığı için özellikle 35 yaş üstü evlenen kadınlara en fazla 6 ay beklemelerini tavsiye ediyoruz. Altı ay içerisinde her
şey yolunda gittiği halde gebe kalınmıyorsa mutlaka bir doktora başvurulmalarını öneriyoruz.
EVLENME YAŞI 20-30 LU YAŞLAR OLMALIDIR
- Evlenme yaşı önemli midir?
- Kadının sağlıklı bir şekilde sorunsuz olarak hamile kalabileceği yaşlar 20-30 yaş aralığıdır. Erken doğum, bebeğin
gelişmemesi, gebelikte tansiyon yükselmesi, anne karnında ölüm gibi riskler kadının yaşı büyüdükçe artabiliyor. Bütün bunları
göz önüne aldığımızda evlenme yaşı 20-30’lu yaşlar diyebiliriz.
- Tüp bebek tedavisi mevsimlere göre değişiyor mu?
- Bu soru çok soruluyor. Baharda hormonlar artıyor, insanlar daha üretken oluyorlar mı diye. İnsanlar normal yollardan hamile
kalırken mevsimlere göre mi karar veriyorlar?
- Tüp bebek tedavisi için gizli saklı gelenler oluyor mu?
- Olmaz olur mu? Birçok insan “Bizim bir yakınımız da size tedaviye gelecek. Ancak lütfen benim tüp bebekle hamile kaldığımı
söylemeyin, onlar tedavi olduğumu biliyorlar” şeklinde ricalar olabiliyor. Hala daha tüp bebek yaptırmaktan utananlar var.
Eski çevreler, bazı anneler babalar tüp bebeği bir evlatlık, bir karışım, dışarıdan bir şeyler aldılar gibi algılıyorlar.
Yeni nesil biraz daha bilinçli yetişiyor. Onun için Anadolu’nun pekçok kesiminde çiftler çocukları olmama pahasına tüp
bebeğe başvurmuyorlar. Bunlar Türkiye’nin gerçekleri.
DAR PANTOLONLAR BEBEK SAHİBİ OLMAYI ENGELLİYOR
- Sizinle konuşurken bir ara giyilen kıyafetler dahi gebeliğe engel olabiliyor demiştiniz… kılık kıyafet ne tür bir engel
teşkil eder?
- Evet. Erkekleri ilgilendiren bir durum bu. Özellikle dar kesim pantolonlar için demiştim. Modern dünyanın bize
hediyelerinden olan dar kesimli pantolonlar aynı zamanda bebek sahibi olmayı engelliyor. Şöyle ki testisler vücuttan uzakta
yapılmıştır. Testislerin çalışma ısısı 22,5 derecidir, vücudun 36,5 derecesi onlara sıcak gelir. Dolayısıyla dar giyindiği
zaman testisler vücuda yapışıyor daha sıcak ortamda çalışmak zorunda kalıyorlar.
Üretimleri tam kapasiteyle olmuyor. Onun için bol giyinmek daha avantajlı. Mesela sıcak havalarda testisler öyle yaratılmış
ki vücuttan uzaklaşıyor. Soğuk havalarda vücuda yaklaşıyor. O canlı yaşayan bir doku. Dolayısıyla siz bütün gün kot pantolon
ya da dar pantolon giyerseniz bu mekanizmayı tamamen bozmuş oluyorsunuz. Tabi bu da sperm hareketini ve sayısını etkiliyor.
Kadınlarda bütün organlar karnın içerisinde olduğu için fark etmiyor.
BEBEĞİN CİNSİYETİNİ BELİRLEMEK MÜMKÜN
- Tüp bebek tedavisinde bebeğin cinsiyetini belirlemek mümkün mü?
- Bu pekala mümkün. Biz yumurtalardan bebeğin genetiğini, cinsiyetini her şeyini görüyoruz. Ancak Türkiye’de çoğunlukla erkek
bebek isteyenlerin sayısını bir düşünün. Bu istekleri ciddiye aldığınızda bir süre sonra evlenecek kız kalmayabilir. Sadece
bir çiftin iki-üç kızı varsa ve ebeveyn erkek çocuk istiyorsa bu talebe karşı çıkmıyoruz. Nesli şekillendirmeyi doğru
bulmuyorum.
- Peki Türkiye de bu mümkün mü, uygulama yapılıyor mu?
- Türkiye’de yasak bir uygulama bunun bilinmesi lazım. Çiftler bu tür taleplerde bulunabilirler ancak yönetmeliği bilmek
durumundalar. Bir de Türkiye’deki uygulama bunu yapabilecek nitelikte değil. Onun içinde çiftler yurt dışına gidip bu işlemi
yaptırıyorlar. Ama şunu yapabiliyoruz mesela bazı hastalıklar sadece kızlarda gözükür. Hemofili; kız çocuk adet görmeye
başladığında kanaması durmadığı için ölür. Erkek çocuk yaşar. Böyle bir şey olduğu zaman biz diyoruz ki bu çiftin çocuğu
erkek olmalıdır. Tıbbi olarak gereklidir. O zaman erkek yapıyoruz. Ben kız çocuğu istiyorum diyerek gelen bir çiftlere yardım
etmiyoruz. Edemiyoruz. Çünkü kanun buna uygun değil. Yurt dışındaki merkezlere yolluyoruz.
- Gebelik oluşmadan önce genetik problemler konusunda alınabilecek önlemler var mıdır?
- Tabii ki var. Eğer aile bir genetik hastalık taşıyorsa, o genetiğin hastalığın adı da belliyse “preimplantasyon genetik”
dediğimiz yöntemle standart tüpbebek işlemleri yapıldıktan sonra oluşan embriyo dediğimiz bebek taslaklarından birer hücre
alınarak incelemeye tabi tutuluyor. Genetik hastalığı taşımayan sağlam embriyolar rahim içine veriliyor. Bu durumda gebelik
oluşursa sağlıklı oluyor.
- Çoğul gebeliği nasıl engelliyorsunuz? Çoğul gebelik engellenmeli mi?
- Batıda çoğul gebelik sevilen bir şey değil. Doğulu ülkelerde ise durum farklı… Bizler çocuk seven bir milletiz. Şartlar
batıdaki gibi değil. Batıda kişi başına düşen gelirle ülkemizde kişi başına düşen gelir aynı değil. Avrupa’da sigorta
neredeyse hastanın bütün masraflarını karşılıyor. Yani tekiz embriyo transferleri rahatlıkla yapılıyor. Tutmazsa yeniden
yeniden deniyor aileler. Burada ise durum farklı…
Çoğunlukta aileler kendi imkânlarıyla tüp bebek tedavisi görüyorlar. Ve ortalama fiyat 5 bin TL. civarında. Aylarca çalışarak
bu parayı biriktirmeye uğraşıyorlar. Siz bu imkânlarla tedavi gören birisine tek embriyo transfer ederek şansını
azaltamazsınız. Her transfer edilen embriyonun tutma şansı %20. Onun genelde buradaki uzmanlarda her denemede iki veya üç
embriyo transferleri yapar ki bundan vazgeçmemeleri lazım.
Sadece belki tartışılması gereken durum şudur, üç embriyo da tuttuğu zaman birisini durdurabiliyoruz. İyi mi yapıyoruz kötü
mü ediyoruz bu tartışılabilir. Bir kerede tutsun diye transfer edilen embriyolar tuttuğu zaman bu sefer üçüzler dördüzler
dünyaya geliyor ve aile bundan sonrada daha ciddi bir ekonomik sıkıntıyla baş başa kalıyor.
KADIN RAHMİ YAŞLANMAZ
- Peki menopoza girmiş bir kadının tüp bebek yöntemiyle gebe kalma ihtimali nedir?
- Yok. Menopoz demek kadının bir yıl içerisinde hiç adet görmemesi ve yumurta üretememesi demektir. Bir yıl içerisinde hiç
yumurtası çıkmamış bir kadın da adet görmemiş bir kadının yumurtasını çıkartabilecek bir tedavi yok.
Medyaya yansıyan haberler var özellikle batılı ülkelerde 50 yaşında 60 yaşında hamile kaldı diye. Bunlar kendi yumurtalarıyla
değil başkalarının yumurtalarını rahimlerinde taşıyarak doğuruyorlar bebekleri. Rahim yaşlanmaz hamile kalabilmek
yumurtlamayla alakalı bir durum. 50 yaşındaki bir kadının rahmine 20 yaşındaki kadının yumurtasını alıp spermle birleştirip
bir bebek koyarsanız hamile bırakırsınız.
Gerçek anlamda menopoza girmiş bir kadını hamile bırakmak mümkün değil. Ancak yaşı genç olduğu halde yumurtalık rezervi
azalmış ayda bir yumurta, iki ayda bir yumurta üreten düzensiz adet gören kadınlar da var. “FSH Hormonu” yumurtanın rezervini
gösterir bize. Biraz normalden yüksek çıkıyor. Bu tip hastalara da toplum içerisinde işte doktora gittiklerinde siz menopoza
giriyorsunuz veya erken gireceksiniz diye bir şeyler söylüyorlar.
FSH yüksekliği tek başına bir kriter değil. Böyle FSH’sı yüksek olan hastalar eğer halen ilaç kullanmadıkları halde adet
görüyorlarsa onların bir şansı olabilir. Onlarda tek yumurtayla, ürettikleri yumurtayı kullanarak bebek sahibi yapabiliyoruz.
Biraz daha zordur.Ama pratik olarak imkan var. Bu şekilde de hamile bıraktığımız hasta var.
YUMURTA VE SPERM BAĞIŞI TÜRKİYE’DE DE SERBEST BIRAKILMALI
- Kendisinin yumurtası olmadığı halde başkasının yumurtasıyla hamile kalmak isteyen kadınlar var mı?
- Tabii var. Bu iş için biliyorsunuz Kıbrıs’ta açılan merkezler var. Sadece bu işi yapıyorlar. Maalesef birçok merkez var
Kıbrıs’ta ve Türkiye’deki bir merkezin dalı uzantısı şeklinde. Bu şekilde başvuran hastalar gidiyor ve yapıyorlar. Şimdi bu
tartışılır tabi. Doğru mudur? Yanlış mıdır? Dışarıdan sperm alınabilir mi? Ama ben şuna inanıyorum bir ailenin kendi hür
özgürlüğü var.
Eğer bu çift bu işi kafaya koyduysa bu işi yaptıracaksa neticede Türkiye’den çıkıyor bir yerde yaptırıyor. Bu işin belli
normlarının olması lazım. Yani hangi şartlarda kimden yumurta alınıyor kimden sperm alınıyor o şartlar belli bir şekilde
oturtulduktan sonra bence serbest bırakılmalıdır.
Sonuçta evlat edinmek serbest, biyolojik olarak yumurta başka, sperm başka çocuğu alıyorsunuz ve bakıyorsunuz. Sonra bu
çocuğun evlatlık olduğunu bütün çevreniz biliyor. Bu çocuk belli bir yaşa gelince kendi de evlatlık olduğunu öğreniyor.
18 yaşına gelince de kendi ailesini aramaya başlıyor. Huzur bozuluyor. Kavgalar çıkıyor. Her şey olabiliyor. Yumurta bağışı
ve sperm bağışı da birçok dünya ülkesinde serbest… Türkiye’de de serbest bırakılmalı. Kendi ülkesinde yapamazsa gidiyor ve
başka ülkede bunu yapıyor ve gelip memleketinde doğurabiliyor.
Nüfus cüzdanını alabiliyorsa burada artık bu tür uygulamalar serbest olmalı diye düşünüyorum. Netice itibariyle bu da bir
çeşit evlatlık edinme mekanizması. Yasaklamak nihai bir çözüm değil. İngiltere’de bu tür uygulamalarda nüfusundaki anne baba
yazıyor birde yumurta veya sperm alındıysa onun kime ait olduğu yazılıyor. Belli kurallar içerisinde her şey çok düzgün
yürüyor. O zaman tabi çocuklarında ileriki hayatlarında karşılaşma şansları iptal edilmiş oluyor. Dolayısıyla da korkulacak
bir şey kalmıyor. Yani kanunu konmalı fakat yasak olmamalı. Siz kendi vatandaşınıza ülke içinde yasak koyarsanız gidip ülke
dışında bu yasağı takmıyor ve gelip burada doğuruyor.Çünkü yasak bir şekilde ülkeden çıktıktan sonra serbest oluyor.
BABA OĞLU İÇİN SPERM VERMEYİ TEKLİF EDİYOR
- Anadolu’da özellikle Güneydoğu’da bebek sahibi olamamak büyük kusur olarak görülüyor. Bu konuda neler yaşanıyor?
- Kahvelere çıkamıyorlar. Toplum içerisine çıkamıyorlar. İki aylık evli çift gelirdi "Bizim çocuğumuz olmuyor" diye. Gencecik
çift ikisi de daha çocuk. Biri 18 diğeri 16 yaşında çocuk olmuyor diye size geliyor. Çevrenin çok baskısı var. Kayın valide,
kızın annesi niye olmadı diye sorguya çekiyorlar? Kim yapamadı? İki ayda karar vermeye kusurluyu bulmaya çalışıyorlar, oğlan
mı kabahatli kız mı?
Muayeneye getirdiklerinde bu “suçluyu bul” tarzında oluyor. Tabii Anadolu’da Doğu’da hele de kusurlu kızsa asla affedilmiyor
ayrılıkla ya da kuma getirilerek sonuçlanıyor. Ya da inanılmaz aşağılanmalar başlıyor “duvar bile hamile kalırdı sen niye
kalamadın” şeklinde. Çocuk olmaması çok ciddi bir baskıdır. Muayenehanede çalıştığımız dönemlerde ilginç olaylarla
karşılaştık. Mesela erkeğin spermi olmadığı söylenmiş ve tüp bebek yaptırması gerekliliği ortaya konmuş. Bu çift gidiyor köye
sonra bir bakıyorsunuz hamile kalıyor. Şimdi orada doktor olarak bize sadece gözünüz aydın deyip gebeliği takip etmek
düşüyor.
Köylerde bir şekilde bu işler halledilebiliyor. Bazen işte bitkisel bir şeyler filan kullandık düzeldik diyorlar. Bu işi
köylerde halleden kayınvalidedir. Özellikle erkekte bir problem varsa erkeğin annesi bir şekilde hallediyor , Ya da oğlanın
abisi kardeşi bu işi üstleniyor. Bir şekilde bu iş yapılıyor. Tüp bebek merkezlerine başvuran kadar başvurmayanlarda bu
şekilde var. Bunları görüyoruz. Kırsal kesimde bu çok ciddi bir sorun.
"BİR YERDEN SPERM BUL EŞİM HAMİLE KALSIN"
- Çevresel baskılar hala var mı?
- Muayenede çalışırken çevrenin baskısından kurtulmak için; mesela sorun adamdaysa ”tüp bebek tedavisi olmam gerek” diyoruz
adam sana yalvarıyor. Bir yerden sperm bul, tüpbebek yaptıramam. Benim hanım hamile kalsın ben kurtulayım tarzında. Bu tip
başvuruda çok oluyor.
"BANA 'SEN VER' DİYE TEKLİF EDENLERVAR"
- Başkasının spermiyle çocuk sahibi olmak mi istiyorlar?
- Maalesef…Mesela bütün tahliller normal olduğu halde gebe kalmayanlarda var. İkisi de normal ama bunların çocukları olmuyor
dediğin zaman ailenin istediği cevabı vermemiş oluyorsunuz. Ondan sonra ona çözüm bulmak lazım. Sebep oğlansa ve oğlanın
sorunu da ciddiyse ve aile gerçekten ekonomik olarak da tüp bebek yaptıracak durumda da değilse tabii baba da teklif ediyor.
"Ben yardımcı olayım sperm vereyim siz yapın aşılamasını" diye.Ya da oğlan babasından çekiniyorsa kendisi teklif edebiliyor
bana. Bir yerden sperm bul parası önemli değil yaptırmak istiyorum kurtulmak istiyorum diye bu tür tekliflerde çok oluyor.
- Tüp bebek tedavisi pahalı sistem midir? SSK yardımcı oluyor mu? Ödemeler nasıldır?
- Tüp bebek tedavisi ortalama olarak 3 bin TL. Tüp bebek ödemesi oluyor. 2 bin TL civarında ilaçları tutuyor. Sigorta bugün
ödeme kapsamına almış vaziyette. Sigortalı Bağ Kur’lu hastalar şu anda aşağı yukarı ilaçlarıyla beraber 2 TL ödeyerek tüp
bebek tedavisi yaptırabiliyorlar.
Bugünkü parayla 740 TL bebek için ödüyorlar ceplerinden 1 milyar civarında da ilaçların eczanelere ödedikleri yüzde 20’lik
kısmı tutuyor. Yani hiç yaptırılamayacak bir tedavi değil. Bir çift iki üç ay dişini sıktıkları zaman sigortaları da varsa
tüp bebek yaptırabilme hakkına sahipseler bunun altından kalkabilecek duruma geliyorlar.
- Peki sigorta hastasına kaç kez deneme şansı veriyor?
- İki kere sigorta ödüyor. Ama tüp bebek istediğiniz kadar denenebilir. Yani bir çiftin şansı varsa bazen olabiliyor. Bir
sebep oluyor ki o bebeğin tutulma şansını tüp bebek yapsak bile azaltıyor. Bunu hastayla konuşuyoruz açıkça. Hasta istiyorsa
ben şansımı deneyeceğim derse iki sefer de beş sefer de denenir. Ama genellikle tüp bebek tedavisiyle hamile kalacak olan
insanların birçoğu ilk iki üç deneme sonrasında zaten gebe kalıyor.
SAKAT ÇOCUK YAPMA RİSKİ OLAN ÇİFTLER İÇİN EN İYİ YÖNTEM TÜP BEBEKTİR
- İngiltere’de yapılan bir araştırma da tüp bebek tedavisiyle bebek sahibi olunduğunda ciddi sorunlar olduğunu ortaya koymuş.
Siz buna katılıyor musunuz?
- Katılmıyorum. Çok yanlış. Maalesef biz de bir haber böyle bir üfürülüyor ve medyada bunu yayınlıyor. İnsanların
kafalarında gereksiz yere pek çok sorular takılıyor. Bir örnek üzerinden gidilerek tüp bebek şöyle sorunlu ve problemli demek
doğru değil. Yıllardır çalışmalar yapılıyor ve bugüne kadar ne genetik olarak ne doğan bebeklerin sağlığı olarak hamilelikte
tespit edilen bir sakatlık yok.
100 bin de bir çıkan problemi tüm tüp bebeklere mal etmek haksızlık olur. E normal şartlarda doğan her 10 bebekten 3’ü
sorunlu doğuyor buna ne demek gerekiyor?
- Ben sorayım o halde, ne demek gerekiyor?
- Her halükarda normal gebeliklerin %10’unda dahi zaman zaman kromozel sorunlardan kaynaklanan sakatlıklar oluşabilir. Normal
hamile kalanlarla tüp bebek yöntemiyle hamile kalanlar arasında ne sakat bebek oranında ne de düşük oranlarında bir farklılık
yok. Normal de hangi sorunlarla karşılaşılırsa tüp bebekte de aynı sorunlarla karşılaşabilir.
Bilakis tam tersini düşünmek lazım, normal yollarla hamile kaldığınız zaman rastgele iki hücre birleşiyor, arızalı yumurtayı
görme şansınız yok. Tüp bebekte ise en iyi yumurtayı seçip onu döllendirmeye bırakıyorsunuz, arızalı yumurtayı görme şansınız
var. Şunu gönül rahatlığı ile söylemek mümkün, sakat çocuk sahibi olacak çiftler için en iyi çözüm tüp bebektir.
NORMAL DOĞUMLARDA BEBEK DAHA RİSKLİDİR
- Artık neredeyse sezaryenle doğum çok popüler hale geldi. Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda? Normal doğum mu sezaryen mi?
- Tabi ki terazide tartılması gereken bir şey. Her yöntemin kendine göre negatif ve pozitif yanları var. Mesela normal doğumu
yapanlarda bana sorarsanız bebek daha risklidir. Normal doğumda daha uzun takip gerekir. Doktor her zaman başında
olamayacaktır. Doğum ağrıları sırasında bebeğin başına bir problem gelebilme ihtimali daha yüksektir. Normal doğum yapanlar
ileri yaşlarda rahim sarkması idrar kaçırması, hemoroit, vajina kaslarının bozulmasına bağlı problemler yaşayacaktır. Oysa
sezaryende vajina kasları bozulmaz, rahim sarkmaz ve idrar kaçırma sorunları yaşamaz ileride. Ben şahsen Sezaryeni tercih
eden bir hekimim.
- Peki halk arasında “normal doğumun kadın bedenini temizlediği” şeklinde bir inanç var….
- Bu doğru değil. Ama tabii normal doğum yapmanın ve emzirmenin faydaları var. Mesela meme kanseri riski azalıyor. Kadın
doğum yaptıkça ve emzirdikçe meme kanseri olma şansı daha azalıyor. Yani iki çocuk doğuran bir çocuk doğurandan daha az
riskle meme kanseri oluyor.
Bazı hastalıklarda var kadın mesela ağrılı adet görüyor çikolata kistleri filan var. Bunlar adet gördükçe daha şiddetlenen
hastalıklar. Kadın doğurduğu zaman uzun süre adet görmeyeceği için bu odakların hepsi soğuyor. Kadınların yüzde 30’unda
endometriozis ama az ama çok var. Gebelik bunlara iyi gelen bir süreç ve ne kadar gebe kalınırsa o kadar kadın sağlıklı olur
diye inanılıyor. Ama gebeliğin kadınlardan götürdüğü şeylerde var.
Bebeğe bir şeyler veriyorsun kanın düşüyor. Kemiklerde bazı problemler olabiliyor, dişlerde sorunlar oluyor. Normal doğum
yapanlarda vajen yapıları bozulduğu için rahim sarkması, idrar kaçılması, mesane düşmesi gibi şikâyetler olabiliyor. Şuna
inanmamak gerek ne kadar doğur o kadar uzun yaşa diye bir şey yok. Çünkü doğuran kadınlarda belli bir yaşa kadar yaşıyorlar
doğurmayanlarda o yaşa kadar yaşıyorlar.